+90 530 402 11 12 aysin@aysinturpoglucelik.com

EĞİTİM PSİKOLOJİSİ

Eğitim psikolojisi dendiğinde, akla büyük oranda eğitim kurumları ve öğretmenler, müfredat yani eğitimin içeriği, derslikler, eğitim malzemesi, araç ve gereçler akla gelmektedir. Ancak eğitim psikolojisi bu unsurlarla kısıtlı değildir, aksine çok daha geniş kapsamlıdır.

Ülkemizde ne yazık ki eğitim ile öğretim kavramları iç içedir ve çoğunlukla birbirinin yerine kullanılmaktadır. Eğitim adına yapılan tüm faaliyetler öğretimden ibaret olmasına karşın ne yazık ki maalesef sürekli eğitimden söz edilmektedir. Aslında bütünüyle öğretim faaliyetlerini düzenliyor olmasına karşın ülkemizde bakanlığın adı Eğitim Bakanlığı ve bağlı olan öğretim kurumları ise eğitim kurumları olarak adlandırılmaktadır. 

Eğitim psikolojisi, eğitim ortamlarında öğrenme süreçlerini, öğrenmeyi etkileyen faktörleri, öğrencilerin gelişimsel özelliklerini, güdülenmeyi ve bunun gibi öğrenme psikolojisi ve gelişim psikolojisi uzmanlık alanlarına ait bilgilerin öğrenme ve öğretme ile ilişkilendirilmesini kapsayan konuları içermektedir. Eğitim psikolojisi, gelişim psikolojisi ve öğrenme psikolojisinin bulgularını eğitim uygulamalarına yansıtan bir uzmanlık alanıdır[1].

Bu geniş tanımıyla ele aldığımızda eğitim psikolojisinin konusunun yalnızca, çocuğun okula başlamasından sonraki evreyi kapsamadığı ve okul sıralarıyla sınırlı olmadığı açıktır. Çocuğun çok hızlı beyin gelişimine bağlı olarak öğrenme ve dolayısıyla eğitim, doğumla başlayan bir süreçtir ve ne yazık ki çocuk okula başladığında beyin gelişiminin yaklaşık %80’i çoktan tamamlanmıştır.

Çocuğun öğrenmeye karşı ilgisinin göreli olarak azaldığı bir dönemde okula başlamasının pek çok sakıncası vardır. Öğrenmenin en hızlı olduğu altın dönemlerin evde ziyan edilmesi, ülkenin ulusal servetinin ziyan edilmesi anlamına gelmektedir. Oyun çağı olarak adlandırdığımız üç yaş ve sonrasında, akılcı temeller üzerine kurulmuş, laik ve demokratik bir biçimde tasarlanmış, çocuğun beyin gelişimi ve merak duygusunu destekleyen, kalıplayıcı ve dogmatik bir yapıdan uzak, esnek bir eğitim programı ile yuvaya başlaması gerekmektedir.

Dünya’nın eğitim ile ilgili istatistikleri incelendiğinde ülkemizin ekonomik gelişmişlik düzeyi ile eğitim kalitesi ve düzeyi arasında açık bir fark olduğu gözlenmektedir. Bu fark bir yandan eğitim için ayrılan kaynakların yetersizliğinden, ama çok önemli bir kısmı da eğitim konusundaki anlayışımızdan kaynaklanmaktadır.

21. yüzyılın gerektirdiği beceriler ile donatmamız gereken yeni kuşaklar için hem okul öncesinde evde hem de eğitim kurumlarında verilen eğitim ve öğretimimizi ivedilikle gözden geçirmek ve önlemler almak zorunluluğumuz bulunmaktadır.

 

[1] Berrin Eylen Özyurt (2015). Gelişim Konularına Genel Bakış. Eğitim Psikolojisi, Ed. Alim Kaya, 9. Baskı. Ankara: PEGEM. SS.1

© 2018 Aysın Turpoğlu Çelik | Tüm hakları saklıdır.