+90 530 402 11 12 aysin@aysinturpoglucelik.com

Yazının başlığını gördüğünüz zaman yüzünüzde hafif bir gülümsemenin belirdiğini görür gibiyim.

Niye öyle tebessüm ediyorsunuz? Bu, yirmi birinci yüzyıl Türkiye’sinde en çok kullanılan, en önemli ölçü birimi değil mi?… Bu ”yüce” ölçü birimi, her tür etik ve estetik ölçüden çok daha yaygın kullanılmıyor mu? Başka bir deyişle, bilim, kültür, ahlak, iyilik, güzellik ve hakikate ilişkin değerlendirmeler uçkur ölçü birimiyle yapılmıyor mu?

Yapılıyor, daha dün yapıldı.  Filenin Sultanları olarak gururla andığımız, A Milli Kadın Voleybol Takımımız, büyük bir başarı elde ederek, tarihinde ilk kez Olimpiyat Oyunlarına katılma hakkı yani 2020 Tokyo Olimpiyatlarına gitmeye hak kazandı. Bu tarihi başarının hemen ardından, ”uçkur ölçüsü” ile yapılmış bir değerlendirme geliverdi. Başarılı sporcularımız, teşhircilik, edepsizlik, hayasızlıkla suçlandı. Bu değerlendirme, üstelik ”milliyetçi” bir yönetici tarafından yapıldı.

Önce, biraz ”ölçme ve değerlendirme” meselesini açmakta yarar var. Günlük yaşamda, bilimsel yöntemlerle geliştirilmiş, nesnel, yani şuna veya buna göre keyfi biçimde değişmeyen, bu yüzden  güvenle kullandığımız ölçme ve değerlendirme araçlarına sahibiz. Örneğin ağırlık ölçüsü olarak kilogramı kullanırız. Bir kg ağırlık, nerede ve ne tür bir kantar ile tartmış olursanız olun hep aynıdır, eksik veya fazla gelmez. Eğer bazı yerde eksik, bazı yerde fazla çekiyorsa bu durum bize, tartıya güvenemeyeceğimizi, bu yüzden tartma işlemini olumlu olarak değerlendiremeyeceğimizi ve işin içinde kusur ya da hile olduğunu gösterir.

Elektrik faturanız, kaç watt elektrik yaktığınıza göre ücretlendirilir, su faturanız kaç litre ya da kaç metre küp su tükettiğinize göre, sonra bir değerlendirme yaparsınız, ekonomik mi davranmışsınız, yoksa savurgan mı ya da pahalı bir hizmet mi almışsınız yoksa uygun mu.

Bugün içinde yaşadığımız dünyada, hemen her şeye dair ölçme ve değerlendirme yapabilecek ölçü birim ve araçlarını geliştirmiş ileri bir uygarlık düzeyine ulaşmış durumdayız. O kadar ki, Dünya’dan milyonlarca ışık yılı uzaklıktaki gök cisimlerinin boyutlarını, birbirleri arasındaki uzaklıkları, madde yapısı gibi özelliklerini ayrıntılı biçimde ölçebileceğimiz, fotograflarını çekebileceğimiz bir uygarlık düzeyindeyiz.

Sahip olduğumuz ölçme ve değerlendirme kapasitesi yalnızca somut varlıklarla mı ilgili, elbette değil. Eriştiğimiz uygarlık düzeyinin temelini oluşturan ahlak, erdem, hakikat, güzellik, başarı gibi soyut değerleri de, hem yerel, hem de evrensel düzeyde tartma, ölçme, biçme ve değerlendirme olanaklarına sahibiz.

Örneğin, gurur duyduğumuz A Milli Kadın Voleybol Takımımızın başarısı Dünya çapındadır. Dünya çapındaki böyle büyük bir başarının değerlendirme ölçütleri bellidir ve Sultanlar, bu ölçütlere göre değerlendirilmiş ve Tokyo Olimpiyatlarına katılma hakkı elde etmişlerdir. Bu evrensel düzeydeki başarıya ulaşmak, hiç ama hiç kolay değildir ve olağanın çok üzerinde çaba, emek ve özveri gerektirir.  Böyle bir başarı ancak, insanın ruh ve beden sınırlarını aşırı derecede zorlayan, hatta acı veren özverili antrenmanlarla  kazanılabilir. Bu yüzden büyük bir övgüyü hak ederler.  

Üzülerek söylemek gerekirse, böylesine göz kamaştıran bir başarı, ”yoklukla malul”, yani yoklukla ve yoksunlukla sakatlanmış biri için yergi konusuna dönüşür. Eğer çocukluğundan itibaren, hem maddi, hem de manevi düzeyde yokluk, yoksunluk çekmiş ise, yeteri kadar sevgi ve ilgi görmemiş, ihmal veya istismar edilmiş ve daha da kötüsü şiddet, özellikle de cinsel şiddet görmüş ise maalesef, sağlıklı biçimde ölçme, biçme, tartma ve nesnel değerlendirme yapabilme yetisi geliştiremez. Gelişiminde takılmalar meydana gelir ve özellikle de cinsel alanda takılıp kalır. Onun için, olup biten her şey dönüp dolaşıp cinselliğe dayanır ve böylece yaşama dair tek bir değerlendirme ölçüsü kalır, ”Uçkur Ölçü Birimi”. Ortalama bir insanın bel ölçüsünü yarım kulaç kadar kabul etsek (ki bu yaklaşık bir metrelik bir uzunluğa işaret eder), Dünya çapındaki bir başarıyı, yarım kulaçlık bir uçkurla değerlendirmeye kalkışınca, değerlendirmenin derinliği, kalite ve çapı da ancak bu kadar olabilir, hatta mizahi bir nitelik kazanır.

Bu tür değerlendirmeler gerçekte yok niteliğindedir, gülüp geçmek gerekir ama o zaman okuyucu sorabilir, ”peki neden yazdın bu yazıyı?” diye. Yanıtım; yaşamımızın, bu yoklukla malul insanların, ‘yok’ niteliğindeki değerlendirmeleriyle yönetildiği, sayılarının hızla arttığı, hemen her önemli mevkide karşımıza çıktıkları ve artık hayatımızı çöle dönüştürdükleri gerçeğini vurgulamak için yazdım olacaktır.

Gelecek yazıda belki, bir insanın ”Uçkur Ölçü Birimi” ile değerlendirme yapma eğilimi göstermesinin nedeni olan ”yoklukla malul”, yani yoklukla ve yoksunlukla sakatlanmış olma halini irdeleriz.

Yazıma son vermeden önce, Filenin Sultanları, A Milli Kadın Voleybol Takımımızı gönülden kutluyor, Tokyo’dan altın madalya ile dönmelerini diliyorum.

Sağlıcakla kalın…

Aysın Turpoğlu Çelik

İstanbul, 16.01.2020