+90 530 402 11 12 aysin@aysinturpoglucelik.com

Tilkinin on türküsü varmış, onu da tavuk üstüne…

Pedofilinin türküsü de, hiç kuşkusuz, çocuk üstünedir çünkü aklı fikri çocuktadır, çocuğa ilişkin cinsel fantezileri vardır, çocuğa dair her şey onu cinsel olarak uyarır ve çocukla cinsel eylemde bulunmak için yoğun bir arzu duyar. Öylesine bir takıntı ve saplantı içindedir ki, dış dünyada olup bitenleri bile pedofiliyak (sübyancı) ihtiyaçları çerçevesinden algılar, yorumlar ve değerlendirir. Bu hastalıklı takıntı veya saplantısı onda çeşitli zihinsel, duygusal, sosyal ve mesleki bozulmalara yol açar.

Bu bozulma öylesine bir boyuta ulaşabilir ki, canların yittiği, yuvaların yıkıldığı, ocakların söndüğü büyük bir deprem felaketinde bile lafı döndürüp dolaştırıp çocuğa bağlayabilir, bu korkunç felaketin, çocuk evliliklerinin yasaklanması nedeniyle meydana geldiğini ifade edebilir ve bu uygunsuz söylemine tepki gösterenleri çeşitli biçimlerde suçlayabilir.

Öncelikle pedofilinin ne olduğunu açıklamakta yarar var. Psikiyatri hekimliğinde hem uluslararası, hem de ulusal düzeyde, yaygın bir biçimde kullanılan, akıl hastalıklarına tanı koyma el kitabı olarak adlandırabileceğimiz DSM IV’den de yararlanarak Pedofili -çocuk sevici veya sübyancı kişinin özelliklerini şöyle özetleyebiliriz:

  • Pedofili, cinsel ilgisi çocuğa dönük yani cinsel olarak çocukla uyarılan; dürtülerini henüz ergenliğe ulaşmamış, genel olarak 13 yaşından küçük çocuklarla cinsel bir etkinlikte bulunarak tatmin etmeye çalışan kişidir.
  • Bazı pedofililer cinsel bakımdan yalnızca çocuklarla uyarılırken, bazıları hem çocuk, hem yetişkin bireylerle uyarılırlar.
  • Pedofili olgularının büyük bölümü yalnızca kız çocukları, bir bölümü yalnızca erkek çocukları, bazıları ise cinsiyet farkına bakmadan hem kız hem erkek çocukları kendilerine kurban olarak seçerler.
  • Pedofili olgularında nüks etme, yani yineleme olasılığı, erkek çocuklara düşkün olanlarda yaklaşık iki kat daha fazladır.
  • Sübyancı fantezi ve eylemler strese bağlı olarak dalgalanır, stres arttıkça eyleme geçme olasılığı da artar. 
  • Cinsel dürtülerini tatmin etmek için harekete geçen bazı pedofili olguları, eylemlerini, çocukları soyma ve seyretme, çocuğa cinsel organlarını gösterme, ortamda çocuk varken mastürbasyon yapma, çocuğa dokunma ve okşama ile sınırlı tutabilirler.
  • Ancak bazıları, çocuğa oral seks yapabilir, çocuğun vajinasına, ağzına ya da anüsüne, parmaklarını, yabancı nesneleri ya da penislerini sokarlar ve bunları yapabilmek için değişen derecelerde güç uygularlar. Bazen öylesine bir güç uygularlar ki çocuğun iç organlarını parçalayarak ölümüne veya ömür boyu sakat kalmasına neden olabilirler. Çocuğun cinsel taciz ya da tecavüze uğraması, yalnızca bedensel değil, etkisi yaşam boyunca sürecek ruhsal sakatlanmaya yol açar.
  • Cinsel sadizmi de olan olgular dışındaki pedofililer genel olarak çocuğun sevgisini, ilgisini ve bağlılığını kazanmak, aynı zamanda çocuğun bunu başkalarına söylemesini engellemek için çocuğun gereksinimlerini karşılama yoluna giderler. Bazıları ise, çocuğun haber vermesini engellemek için tehdit ederler[1].  
  • Pedofili olgularının bir bölümü kurbanlarını ailesi dışındaki çocuklardan seçerken bir bölümü de ailesi; kendi çocukları, üvey çocukları, evlat edindikleri çocuklar, torunlar ya da yeğen/kuzen gibi akraba çocukları[2] içinden seçerler.
  • Kendi ailesinden olmayan çocukları kurban olarak seçenler, çocuğa ulaşmak amacıyla çeşitli karmaşık teknikler kullanabilirler. Örneğin çekici bir çocuğu olan kadının güvenini kazanmaya çalışabilir ya da onunla evlenebilirler; başka pedofili olgularıyla çocukları değiş tokuş edebilirler, yoksul ailelerden veya gelişmemiş ülkelerden besleme çocuk alabilir, kimsesiz çocukları evlat edinebilirler.

Kendi ailesi dışındaki kız çocuklarını kurban olarak seçen pedofili olgularının, İslam ülkelerine özgü ve yaygın çocuk bulma yöntemlerinden biri, küçük yaştaki çocuklarla evlenmedir. Bu yöntemle, sapkın dürtülerini, toplumun onayını almış bir biçimde düzenli olarak tatmin edecekleri bir kurbanı ellerinin altında bulundurma lüksüne sahip olurlar.

Pedofili olguları içinde, fikir önderi konumunda olanlar, bu sapkınlığı, farz ya da sünnetmiş gibi ifade edebilir,  buna karşı çıkmanın Allahın ya da Peygamberin emirlerine karşı çıkmak olduğunu ileri sürebilir, örneğin ”Allah’ın helal kıldığı yaşta evliliği tecavüz sayarak, mutlu yuvaları bozdunuz” diyebilirler. Bu ‘mutlu yuvaların’, çocukların değil, pedofili olgularının yuvası olduğunu söylemeye gerek yoktur sanırım.

Kendi ailesi dışındaki erkek ya da kız çocuklarını kurban olarak seçen bazı pedofili olgularının çocuğa erişmek için kullandığı yöntemlerden bir de, devlet tarafından denetim ve gözetim altında tutulmayan, çoğunlukla sanki çocuklar koruma altına alıyor, ihtiyaçları karşılanıyor ve geleceğe hazırlanıyormuş süsünün verildiği kurslar veya yurtlardır. Yargıya da yansıyan olaylardan bildiğimiz gibi kimsesiz ya da yoksul ailelerin çocuklarının toplandığı kurs ve yurtlar, pedofili olgularının hem kız hem erkek çocuğa kolaylıkla ulaşmasını sağlayan zemini oluşturmaktadır.

Dinsel kimliği olan ve kendi çocuklarını kurban olarak seçen bazı pedofili olguları da kendi fantezi ve eylemlerini: ”Bir babanın kendi çocuklarına şehvet duyması dini açıdan normaldir.” gibi açıklamalarla savunabilir, akla uygun hale getirmeye ve normalleştirmeye çalışabilirler.

Bazı pedofili olguları da sapkın eylemlerini; çocuk için ”eğitim değeri” olduğunu ya da cinsel ilişkiyi çocuğun istediğini ve kendisini tahrik ettiğini, çocuğun da zevk aldığını iddia ederek savunmaya çalışabilirler.

Pedofili, her ne kadar psikiyatri hekimliği açısından ‘akıl hastalığı’ kabul edilse de, tüm Dünya’da olduğu gibi ülkemiz yasaları açısından ağır bir ”suç”tur. Türk Ceza Kanunu’nun 103, 104 ve 105’nci maddeleri, çocuğun cinsel istismarı, yani cinsel kötüye kullanımı, henüz  reşit olmamış, yani 18 yaşından küçük[3]bireyle cinsel ilişki kurma ve çocuğa cinsel tacizde bulunma eylemleri, ceza uygulanmasını gerektiren suçlar olarak tanımlanmaktadır. Bu cezalar, akrabalık ilişkisi olan ve bizzat çocuğun bakımından, korunup kollanmasından sorumlu olan birileri tarafından uygulanması durumunda daha da ağırlaşmaktadır.

Bu suçun, belirli olanakların -örneğin bir yurt çatısı olmanın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi gibi durumda da ceza ağırlaştırılmaktadır.

Aslında, belirli bir mevkide ve toplumun fikir önderi konumunda olan kişilerin, kendileri girişime bulunmamış olsa bile pedofiliyi, yani bir suçu savunması, normalleştirmeye ya da dine ve inanca uygun hale getirmeye çalışması, suça teşvik etme ve yataklık yapma olarak değerlendirilmeli, bu tür eylemde bulunanlar hakkında yargı süreci başlatılmalıdır.

Bir çocuğun başına gelebilecek en ciddi travmatik yaşantılardan biri kuşkusuz cincel taciz ve tecavüzdür. Cinsel taciz ve tecavüz, küçücük bir bedene vurulabilecek en acımasız, en ağır darbelerden biridir, etkileri tüm yaşam boyu devam eder. Yapılan araştırmalar, taciz ve tecavüzün, çocukların beyinlerinde kalıcı hasarlar yarattığını göstermektedir. Örneğin MR gibi beyin görüntüleme teknikleri ile yapılan araştırmalarda, bu etkilerin ne kadar ağır ve görünür olduğu saptanabilmektedir.  Hele bu darbe bir de, çocuğun kan bağı ile bağlı olduğu bir erkek tarafından vurulmuş (yani aynı zamanda insest niteliği de var) ise, etkisi katlanarak artar.

Birleşmiş Milletler, Çocuk Hakları Sözleşmesi gereğince, ayrım gözetmeksizin her çocuk; özgürlük, adalet ve barışın temel olduğu bir çevrede, sağlıklı bir biçimde gelişme ve esenlik içinde olma hakkına sahiptir. Bu nedenle çocuklar, onların çocuk cıvıltısını çalma,  yaşamını karartma potansiyeline sahip, ister aynı çatı, ister ayrı çatı altında yaşıyor olsunlar, pedofili olgularından dikkat ve özenle korunmalıdır.

Vurgulayarak söylemek gerekirse, pedofili olgularının büyük bölümü, özellikle erken çocukluk dönemlerinde cinsel kötüye kullanma, taciz ve tecavüz kurbanlarıdır. Yani, geçmişin kurbanları bugünün zalimleridir ve çok büyük bir olasılıkla,  bugünün  kurbanları, geleceğin zalimleri olacaklardır.

Sağlık bilimi açısından hastalık; vicdan ve yasa  açısından yüz kızartıcı, utanç verici bir suç; dinen haram ve günah sayılan böyle bir durumun kuşaktan kuşağa aktarımını engelleyebilmek için mümkün olan herşey yapılmalıdır. Başta ana babalar, öğretmenler, hekimler, yargı üyeleri, güvenlik güçleri ve toplumun tüm sağlıklı ve duyarlı yetişkinleri çocuklara karşı sorumluluklarını yerine getirmeli, ayrım gözetmeden bütün çocuklar özenle korunup kollanmalıdır.

Sağlık, esenlik ve sevgiyle kalın…

Dr. Aysın Turpoğlu Çelik, Psikolog

İstanbul, 31.01.2020


[1] Örneğin pedofili bir baba, küçük oğlunu hem kendi istismar ediyor, hem de başka pedofililere satıyordu. Çocuğun bunu açıklamasını engellemek için, ‘hiç kimseye söylemeyeceksin, eğer söylersen, anneni öldürürüm’ diye tehdit ediyordu.

[2] Kendi çocuklarını kurban olarak seçen bir pedofili, kendisini şöyle savunuyordu: ‘Kendi bahçemde olmuş kırmızı kırmızı elmalar varken, komşunun bahçesindeki elmaları mı yiyeyim. Tabii ki kendi bahçemdeki elmaları yiyorum.”

[3] Birleşmiş Milletler’in, Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi uyarınca; çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, on sekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.