+90 530 402 11 12 aysin@aysinturpoglucelik.com

İşletmeler, günümüzün büyük bir hızla değişen dünyasında değişimi yönetmek zorundadırlar. Değişimi yönetebilmek için de, 21. yüzyılın küresel ekonomisi içinde çok daha esnek, yaratıcı, yenilikçi, spontan, duyarlı ve sorumluluk sahibi olmak; müşterileri, hissedarları, çalışanları, paydaşları ve toplumun gereksinmelerine daha iyi yanıt vermek durumundadırlar. Bu ise günümüzde değişim, gelişim ve eğitim etkinliklerinin öneminin geçmişe oranla çok daha fazla artmasına neden olmaktadır.

Değişim, aslında çoğumuzun sanki içinde yaşadığımız çağa özgü bir şeymiş gibi algılıyor olmamıza karşın yeni değildir. Evren olduğundan bu yana, yani milyarlarca yıldan beri süregelen ve belki de daha milyarlarca yıl devam edecek bir olgudur. Hem evrenin kendisi, hem de bu evrende yaşayan canlılar sürekli değişim içindedir. Evrendeki bu değişikliklere uyum sağlayarak değişimi gerçekleştirebilen türler yaşamlarını ve türlerini sürdürebilmişler, bunu sağlayamayan türler ise dünya üzerinden silinip gitmişlerdir.

Bu gün insan türü olarak dünya üzerinde (üstelik de böylesine bir uygarlık düzeyine ulaşmış olarak) yaşıyor olmamız, homo sapiensin, Dünya üzerinde belirmesinden bu yana değişimi çok etkin ve başarılı bir biçimde yönetiyor olmasından kaynaklanmaktadır. Bu başarının büyük bir bölümü, diğer birçok türlerde olduğu gibi insanın, topluluk kurma, ortaklaşa çalışma ve deneyimlerinden öğrenme becerilerine dayanmaktadır. Bu nitelikler ve biyolojik gereksinmeler, örgütlerin de yaşaması ve büyümesi için temel oluşturmaktadır.

Değişim yeni bir şey değilse, öyleyse yeni olan nedir? Yeni olan şey, değişimin giderek karmaşıklaşması yanında oran ve hızındaki artıştır. Bu da işletmeler için “dışa uyum, içte bütünleşme” gereğinin ortaya çıkmasına, değişimin yönetilmesinin artarak önem kazanmasına ve daha ilginç duruma dönüşmesine neden olmuştur. Bunun en iyi bilinen örneği iletişim teknolojisindeki gelişmelerdir. İletişimin dünya çapında gelişmesinin anlamı, daha önceleri saatler veya günler süren uluslararası para akışı veya değişiminin artık yalnızca saniyeler almasıdır. Ancak ne yazık ki böyle bir gelişme ve değişmenin ulusal ekonomimiz, dolayısıyla da sanayi veya ticari işletmelerimizdeki etkisi henüz yeni anlaşılmaya başlanmıştır.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemiz işletmelerinin bu zorlu yaşam ve rekabet koşullarında varlıklarını sürdürebilmeleri, değişimi dikkatle izlemelerine, hatta değişim eğilimlerini önceden kestirerek en uygun önlemleri alabilmelerine bağlıdır. Bu da işletme yöneticileri ve çalışanlarının nitelikleri ile yakından ilgilidir. Ancak nitelikli yönetici ve insan gücüne sahip işletmeler varlıklarını sürekli geliştirerek sürdürebilirler, aksi takdirde yaşamlarını yitirip, silinip giderler. İster büyük, ister küçük ölçekli olsun bir işletmenin ekonomik yapımız içinden bir yıldız gibi kayıp gitmesi yalnızca o işletmeden yarar sağlayanlar için değil, toplumumuz için de büyük kayıplara neden olmaktadır.

O halde günümüzde işletmeler, değişimi etkin bir biçimde yönetebilmek, varlıklarını gelişerek sürdürebilmek için eskisinden çok daha fazla bir biçimde eğitim ve gelişim etkinliklerine yatırım yapmak durumundadır. Ancak günümüzde pek çok işletme eğitim etkinliklerini ya “lüks” bir yatırım olarak algılamakta ve olabildiğince uzak durmaya çalışılmakta, ya da “moda”nın etkisinde kalarak gereksinimleri karşılamaktan uzak, günübirlik kararlarla, deyim yerinde ise yanlış eğitim yatırımları yapabilmektedir. Oysa eğitime hiç yatırım yapmamak ya da günübirlik kararlarla yatırım yapmak, işletmede kaynakların savurganca kullanımına ve önemli kayıpların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Bir işletmede hiç bir yatırım ya da etkinlik, işletmeyi bütünsel bir yaklaşımla ele almadan, gereksinimleri akılcı bir biçimde saptamadan, bu gereksinimler doğrultusunda planlama yapmadan ve yapılan planlar doğrultusunda uygulamadan başarıya ulaşamaz. Eğitim de bir işletme için en önemli yatırım ve etkinlik alanlarından biridir ve böyle olmadığında yarardan çok zarar verebilir. Bu nedenle öncelikle, işletmenin kısa, orta ve uzun erimli amaç ve hedefleri doğrultusunda eğitim gereksinimlerinin saptanması, bu gereksinimler doğrultusunda planlanması, planların kesintisiz bir biçimde uygulanması, sonuçlarının mutlaka değerlendirilmesi ve gerektiğinde revize edilmesi gerekir. Eğitim ve geliştirme etkinliklerinin, bir işletmenin, en az finans ve muhasebe kadar önemli hatta yaşamsal faaliyetleri olduğu  unutulmamalıdır.

Şirketinizin değişim, gelişim ve eğitim sisteminin kurulması, geliştirilmesi ya da yaşanan sorunların çözümü için uzman desteğinden yararlanmakta yarar bulunmaktadır.  

Kaynak: iJim Stewart, Managing Change Through Training and Development, Kogan Page Ltd., London, 1991, s. 26-27