+90 530 402 11 12 aysin@aysinturpoglucelik.com

Psikoloji bilimi, yüzyıldan fazla bir zaman önce felsefeden doğmuş bağımsız bir bilim dalıdır. Diğer bilimlerle karşılaştırıldığında çok genç bir bilim olmasına karşın son derece geniş bir araştırma ve uygulama alanına sahiptir. Psikologlar, psikoloji biliminin ışığında, toplumsal yaşamın hemen her alanında hizmet vermektedirler.

Psikoloji alanında, hem topluma daha çok yarar sağlamak, hem de insanların yaşam koşullarını iyileştirmek, onların daha iyi koşullarda yaşamasını sağlamak amacıyla yapılan bilimsel araştırmalar her geçen gün artmaktadır. İlgi duyan okuyucular için bu araştırma alanlarının örneklerini içeren liste, aşağıda olarak verilmiştir.

Psikoloji, aynen fizik, kimya ve biyoloji gibi temel bir doğa bilimdir ve diğer bütün bilimler gibi, uygulama alanlarına göre dallara ayrılmaktadır. Birbirinden ayrı olarak düşünemeyeceğiz ve birbirlerinin bilimsel sonuçlarından yararlanan bu dallar uygulamada alt alan olarak adlandırılırlar. 

Günümüzde, psikoloji biliminin Dünya çapındaki araştırma ve uygulama alanları çok geniş bir yelpazeye ulaşmış olmasına karşın, üzülerek söylemek gerekirse, ülkemizde oldukça sınırlı sayıdadır ve yurdun her köşesine ulaşarak hizmet sunulabildiği konusu ise tartışmalıdır.

Bu alanların bazılarını; klinik psikoloji, sosyal psikoloji, bilişsel psikoloji, okul ve eğitim psikolojisi, endüstri ve örgüt psikolojisi, sağlık psikolojisi, adalet psikolojisi, psikometri, trafik psikolojisi, spor psikolojisi olarak sıralayabiliriz.

Ülkemizde, uzay çalışmaları yapılmadığı için uzay psikolojisi gibi bir alanın gelişmemiş olması çok doğal karşılanabilir ancak yukarıda saydığımız alanlarla birlikte çevre psikolojisi, siyaset psikolojisi, askerlik psikolojisi, tüketici psikolojisi, siber psikoloji gibi alanların, yeterince gelişmemiş olması doğal kabul edilemez. Toplumsal gereksinimler doğrultusunda, gerekli tüm mesleki alanlarımızın, ülkenin her köşesinde doyurucu hizmetler sunabilecek düzeye ivedilikle ulaşması yaşamsal öneme sahip görünmektedir. 

Bu konu, bir başka yazının konusu olmakla birlikte, psikoloji biliminin istenilen düzeyde gelememiş olmasının en önemli nedenlerinden biri, mesleğimizin, ülkemize sunduğu hizmetler konusundaki bilincin yetersizliği ve henüz meslek yasasının çıkarılmamış olmasıdır. Bu durum ne yazık ki, yirmi birinci yüzyıl Türkiye’sine hiç mi hiç yakışmamaktadır.

Ülkemizde uygulama alanı bulan psikoloji alt alanlarından birkaçı hakkında biraz bilgi vermekte yarar olabilir.

Klinik psikoloji, ülkemizde en çok bilinen, psikoloji dendiğinde ilk akla gelen en temel ve önemli alt alanlardan biridir. Klinik psikologlar, ruhsal sorun ve hastalıkların sağaltımı alanında çalışırlar ve psikiyatrist hekimlerden farklı olarak, ilaçla tedavi yerine psikoterapi yöntemini kullanırlar. Klinik psikologlar genel olarak bireylerin içinde bulundukları gelişimsel evrelere göre, çocukluk, ergenlik, yetişkinlik ve yaşlılık dönemlerine göre uzmanlaşırlar. Bu gelişim evrelerine göre uzmanlaşmanın en önemli nedenlerinden biri, insanın bulunduğu her yaş evresine uygun tanı ve sağaltım yöntemlerinin kullanılma gereğidir. Gelişim evresi kadar önemli olan bir diğer unsur da, sağaltım ortamıdır. Psikoterapi, bireysel olarak yapılabileceği gibi grup biçiminde de yapılmaktadır. Grup terapi en etkin psikoterapi yöntemlerinden biridir ve grup terapi, bireysel terapiye oranla çeşitli üstünlükler taşır. Bir grup terapi türü olan aile ve çift terapisi de bu bağlamda son derecede etkili terapi yöntemleridir.

Klinik psikologlar bir yandan ruhsal sorunların sağaltımı konusunda çaba harcarken, bir yandan da, insanı tanımaya, onun sağlığını olumsuz yönde etkileyerek ruhsal sorunların ortaya çıkmasına neden olan etmenleri ve bunların en etkili biçimde nasıl giderilebileceğini keşfetmeye çalışır, araştırmalar yaparlar. Bu kısa açıklamadan kolaylıkla anlaşılabileceği gibi klinik psikologlar, diğer bir ifadeyle psikoterapistler, toplumsal ruh sağlığının korunması ve iyileştirilmesinde çok önemli hizmetler üretmektedirler.

Günümüzde, gelişen teknolojiyle paralel olarak hızla gelişen önemli psikoloji alanlarından biri, beyin bilimi ve bilişsel psikolojidir. Bilişsel psikologların ilgi alanı insan beynidir ve insan beyninin nasıl çalıştığını keşfedebilmek için çok ciddi araştırmalar yürütmektedirler. İnsanın duyum ve algıları, duyum ve algılama yoluyla topladığı bilgileri nasıl işlediği, bu bilgileri nasıl sakladığı, gereksinim duyduğunda bunları nasıl anımsadığı, ana dilini ve diğer dilleri nasıl öğrendiği ve konuştuğu, nasıl düşündüğü, yargıda bulunduğu, karar verdiği, seçim yaptığı, ahlak ve vicdana uygun nasıl davrandığı ve benzeri konularda araştırmalar yapmaktadırlar.  Başta EEG, tomografi, MR, fMR ve benzeri yüksek teknoloji ürünü cihazlar bu alanda çok önemli adımlar atılmasına yardımcı olmaktadır.  Beyin biliminin gelişimi, başta yapay zeka olmak üzere başka pek çok bilim ve uygulamanın da temelini oluşturmaktadır.

Eğitim ve okul psikolojisi de psikoloji biliminin çok önemli bir araştırma ve uygulama alanlarından biridir. Bu alanı, kısaca, eğitim ve öğretim gören bireylerin davranışlarını inceleyen bir dalı olarak tanımlamak olanaklıdır. Bu alan, temel olarak öğrenme edimini, öğrenmenin nasıl meydana geldiğini, etkili ve verimli bir biçimde gerçekleşebilmesi için koşulların nasıl olması gerektiğini, öğrencilerin özelliklerini  inceler ve öğretmenlerin günlük yaşamda karşılaştıkları sorunları çözebilmeleri için onlara bilgi, yöntem ve teknikleri sunar.

Eğitimin, bir ülkenin kaderini belirlemekte ne denli önemli olduğunu söylemeye gerek yoktur ama içinde bulunduğumuz koşullarda, ülkemiz gerçeklerine uygun bir eğitim-öğretim sisteminin geliştirilebilmesi için hem bu bilim alanının geliştirilmesi, hem de var olan bilgi birikiminden akılcı bir biçimde, dikkat ve özenle yararlanılması gerektiğini vurgulamakta büyük yarar bulunmaktadır.

Sağlık psikolojisi, adından da anlaşılabileceği gibi psikolojinin insan sağlığıyla ilişkili önemli alt alanlarından biridir ancak klinik psikolojiden farklılıklar gösterir. Çeşitli  türden sağlık kurumlarından sağlık hizmeti alan özellikle de ağır ve kronik hastalıklara sahip insanların davranışını inceleyen ve sağlık hizmetlerinin kalitesinin artırılmasında büyük bir rolü olan önemli bir uygulama ve araştırma alanı niteliğindedir. Yineleyerek söylemek gerekirse bu bilim alanının da gelişmesi, toplum sağlığımızın korunması ve iyileştirilmesi açısından elzemdir.  

Sosyal psikoloji, psikoloji biliminin en önemli temel alanlarından biridir ve diğer temel alanlarla etkileşim halindedir. Sosyal psikologlar, bir toplum içinde yaşayan bireylerin, duygu, düşünce ve davranışlarını incelerler. Sosyal etki ve uyma davranışı, algı ve tutumlar, iletişim, propaganda ve tutum değiştirme,  grupların yapısı ve dinamiği, sosyalleşme ve sosyal gelişim, aile, kültür ve benlik gibi konular (Kağıtçıbaşı, 2008), sosyal psikologların ana araştırma konularını oluşturur. Sürekli toplumsal çalkantılar içinde yüzen bir toplumun, sosyal psikoloji araştırma ve uygulamalarına ne denli gereksinim duyduğunu tekrar tekrar yinelemekte yarar bulunmaktadır.

Çalışma yaşamı içinde yer alan bireylerin davranışlarını ve karşılıklı etkileşimlerini inceleyen, hem bir araştırma, hem de uygulama alanı olan önemli bir psikoloji alanı da endüstri ve örgüt psikolojisidir. Çalışma psikolojisi olarak da adlandırılan endüstri ve örgüt psikolojisi, kâr amacı güden ya da gütmeyen örgütler içinde yer alan bireylerin, üretken ve verimli olmalarını, çalıştıkları örgüt ve işe olan uyumlarını en uygun düzeye ulaştırmayı amaçlayan bir bilim dalıdır. Ülkemizde sık sık tekrarlayan ekonomik krizler göz önüne alındığında, bu bilim dalının geliştirilmesi için yoğun çaba gösterilmesinin gereği açıktır.

Psikometri, psikoloji biliminin en temel alanlarından biridir. Psikometri bilimi, psikoloji biliminin bütün alt alanlarında, ölçme ve değerlendirmeye gereksinim duyulan tüm faaliyetlerine özgü, geçerli ve güvenilir olan araçların geliştirilmesini sağlar. Örneğin klinik psikolojide, kişiliğin değerlendirilebilmesi ve ruhsal hastalık tanısının konulabilmesi için psikolojik testlere gereksinim varken, sosyal psikolojide çeşitli grup davranışlarının değerlendirilebilmesi için gereksinim duyulur. Çalışma yaşamında, işe alım ya da terfide; çalışan ya da müşteri memnuniyetinin ölçümünde gereksinim duyulurken, bilişsel psikolojide, bellek, dikkat vb çeşitli beyin işlevlerinin değerlendirilebilmesi için kullanılırlar. En azından okullarımıza öğrenci, kurumlarımıza eleman seçmekte yaşanan sıkıntılar göz önüne alınırsa psikometrinin ne kadar  önemli bir alan olduğu kolayca anlaşılmaktadır.

Adalet psikolojisi, adından da rahatça anlaşılabileceği gibi, adaleti ilgilendiren konularda araştırma yapan önemli bilim alanlarından biridir. Suç ve suçlunun, tanınabilmesi, anlaşılabilmesi, ayırt edilebilmesi, yargı organının hatalı yargıda bulunmasının önlenebilmesi, cezaevindeki kişilerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve rehabilitasyonu, bir başka deyişle cezaevinde kalan kimselerin, özgürlüklerine kavuştuktan sonra yaşamlarını sağlıklı bir biçimde sürdürebilmeleri, ya da tekrar suça karışmamaları için sağaltım, bakım ve eğitim uygulanması gibi alanlarda araştırma ve uygulama yaparlar. Bunların yanı sıra, örneğin boşanma gibi bir durumda çocukların velayetinin kime verileceği vb gibi çok önemli konularda hizmet verirler. Kısaca söylemek gerekirse, adalet psikologları, insan hakları ile ilgili hemen her konuda araştırma ve uygulamalar yaparlar. Adalet konusunda yaşadığımız sıkıntılar, ülkemizde adalet psikolojisinin ivedilikle gelişmesini gerekli kılmaktadır.

Trafik psikolojisinin temel çalışma alanı, sürücü davranışlarının incelenmesidir. Kolaylıkla anlaşılabileceği gibi, sürücülerin eylem ve davranışları, çok ağır  sonuçların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Böyle ele aldığımızda trafik psikolojisi, ülkemiz açısından, belki de en önemli bilim alanlarından biri gibi görünmektedir. Ülkemizde, afet niteliğindeki trafik kazaları sonucunda, inanılmaz ölçüde can ve mal kayıpları meydana gelmektedir. Bu sonuçlar dikkate alındığında, çok kısıtlı alanlarda hizmet üretilen trafik psikolojisinin ivedilikle geliştirilmesi, hem bilimsel araştırmaların, hem de önleyici ve iyileştirici uygulamaların artırılması gerekmektedir.

Özet olarak, barış içinde, geleceğe umutla bakan, sağlıklı, iyi yetişmiş, üretken ve verimli bireylerden oluşan bir topluma ulaşmak, bunun için de  insanların yaşamlarını iyileştirmek için psikolojiyi geliştirmek, psikoloji biliminin nimetlerinden en üst düzeyde yararlanmak gerekmektedir. Ama önce, aklın, bilimin ve bilimsel düşüncenin öncelenmesi; gerçek yol göstericinin, akıl, bilim ve bilimsel bilgi olduğunun, yetişen kuşaklara benimsetilmesi gerekmektedir.

Kaynaklar:

  • Kağıtçıbaşı, Ç. (2008). Günümüzde İnsan ve İnsanlar Sosyal Psikolojiye Giriş. 11. Basım, İstanbul: Evrim Yayınevi.
  • APA (American Psychological Association) resmi web sitesi. https://www.apa.org/topics/ (Erişim: 7.11.2018)